Kayıt Bilgileri Ve Yönerge Komite Ve Topluluklar Etkinlikler Yazılar ve Görüşmeler Duyurular Yayın Kurulu Ana Sayfa Dergiler
Ocak '06 sayı:5

Yazılar Ve Görüşmeler

HALİTOZİS

Doç. Dr. Nihal Avcu

Hacettepe Üniversitesi Dişhekimliği Fakültesi Oral Diagnoz ve Radyoloji ABD

 

Tıp dilinde halitozis olarak bilinen ağız kokusu, kişilerde sosyal problemlere sebep olabilen nefes yada ağızdan yayılan koku ile karakterize hoş olmayan bir bulgudur. Konuşma sırasında koku hissedildiği için halk arasında ağız kokusu olarak bilinmektedir. Genellikle çevre tarafından ya da kişinin kendisi tarafından hissedilir. Bu durumun bireylerde beğenilmeme, toplum dışına itilme korkusu, toplumdan, sosyal yaşamdan uzaklaşma, içine kapanıklılık, özgüven kaybı gibi psikolojik ve sosyal birçok problemlere neden olabildiği, hatta bu sebepten dolayı evliliklerin dahi zarar gördüğü bilinen gerçeklerdir.

Ağız kokusu hekimler tarafından da ciddiye alınması gereken, sık karşılaşılan, yaş ve cinsiyet ayrımı gözetmeyen sosyal bir yakınmadır. Yapılan araştırmalarda kötü kokunun sadece ağızdan değil, nefes verme sırasında burundan da geldiği saptanmıştır. Ağız açıldığında ya da nefes verildiğinde hissedilen kokunun başta gelen sebebi ağız ve bu bölgenin hastalıklarıdır. Fakat konu ile ilgili çalışmalarda ağız kokusuna birçok etkenin sebep olduğu ve başarılı bir tedavinin olabilmesi için asıl nedenin ortadan kaldırılması gerektiği önemle vurgulanmaktadır. İnatçı ağız kokusunda genellikle kötü kokuyu ağızdaki bakteriler üretir. Yemek artıkları, plak, dişeti hastalıkları, dil pası bunu kolaylaştırır. Sebep %50-90 ağız içinden kaynaklanır.

Ağız kokusu günün farklı zamanlarında oluşabilir. Örneğin sabahları görülen ağız kokusu her bireyde olabilir. Çünkü gece boyu ağız hareketsizdir, uyku sırasında yavaşlayan metabolizma nedeni ile tükürük akışında azalma söz konusudur. Sabaha kadar süren açlık, dişleri fırçalamadan yatma gibi nedenler sabahları hissedilen ağız kokusunun sebebidir. Açlık sırasında depo yağlar yakılmaya başlar, keton denilen kötü kokuya sebep olan kimyasallar açığa çıkar. Gün içerisinde ise aşırı süt ürünlerinin tüketilmesi, karbohidrat ağırlıklı besinlerin tüketilmesi ve sonrasında ağız temizliğinin yapılmaması neticesinde ağız florasında da bulunan anaerobik bakteriler tarafından bu artıklar parçalanmakta ve sülfür gazı oluşturulmaktadır. Ayrıca yine diyet alışkanlığı etkili olmakta birlikte baharatlı, aromalı yiyeceklerde kaçınılmaz olarak ağız kokusuna sebep olabilmektedirler. İlaçlar, yiyecek, içecekler vücuda alındıktan sonra yapılarında bulunan koku kimyasalları kana karışmakta, akciğerlerden solunum yoluyla, nefes alıp verme sırasında dışarıya atılmaktadır. Bazı ilaçlar ise ağız kuruluğuna ve dolaylı olarak ağız kokusuna sebep olmaktadır. Çoğu insan sigara, sarımsak, baharatlı yiyecekler ve alkollü içeceklerin nefesteki kokusuna aşinadır, bu durum geçicidir.

Günümüzde sakız, gargara, diş macunları, pastiller ve spreyler ağız kokusu şikayeti olan bireyler tarafından sıklıkla kullanılmaktadır. Bunlar özellikle gıdaların ve sigaranın oluşturduğu kokuların giderilmesinde başarılı olmakta fakat kronik ağız kokusu denilen kalıcı durumlarda geçici çözümler sağlayıp, kısa bir süre için kokuyu baskılamaktadırlar. Bu nedenle ağız kokusu şikayeti olan bireylerin geçici çözümler yerine bir hekime giderek profesyonel yardım almaları doğru bir davranış olacaktır.

Ağız kokusu, oluşturan sebebe bağlı olarak geçici ya da kalıcı olabilir. Geçici ağız kokusunun nedenleri arasında açlık, sigara, alkol, yenilen soğan, sarımsak gibi bazı aromalı gıdalar ve baharatlar sayılabilir. Bu tip ağız kokusuna sahip kişiler genelde sorunu bilir ve yukarıda sayılan çözümler ile veya bu gıdalardan uzak durarak kokuyu önleyebilirler. Zor olan kalıcı ağız kokusunun giderilmesidir. Bu durum ancak kesin sebebin bulunarak, tedavi edilmesine bağlıdır. Fakat çoğu zaman bu kişiler kendi ağız kokularının farkında değillerdir ya da ne yapmaları gerektiğini bilemedikleri için durumu kabullenmişlerdir.

Kalıcı ağız kokusunun sebepleri: Kötü ağız hijyeni, ağızda yaygın plak ve diş taşı varlığı, çürük dişler, apse, yara ve aft gibi ülsere lezyonlar, dişeti hastalıkları, ağız kuruluğu, tükürük bezi hastalıkları, kırık dolgular, uyumsuz kron ve köprüler, protezlerin iyi temizlenmemesi, dil yüzeyinde gıda artıkları ve tükürük nedeni ile oluşan dil pası, bazı kişilerin dilinde gözlenen fissurlar diş hekimlerini ilgilendiren ağız kokusu sebepleri arasındadır. Ağız haricinde tonsillit, sinüzit, postnazal akıntı, burun polibleri, septum deviasyonu, diğer yutak, soluk borusu hastalıkları yada kanserleri de kötü ağız kokusuna sebep olabilirler. Hatta diyabet, kronik karaciğer ve akciğer hastalıkları, böbrek hastalıkları, reflü gibi mide hastalıklarıda sistemik nedenler arasında sayılmaktadır. Bu etkenler göz önünde tutulduğunda kronik ağız kokusunun tedavisinde, multidisipliner bir yaklaşımın da gerekebileceği bilinmektedir.

Hastaların ağız kokusu nedeni ile doktora giderken normal alışkanlıklarını sürdürmeleri gerekir. Yanlış olan hastanın muayene öncesi sakız, gargara, sprey kullanarak kokuyu baskılamasıdır. Bu durum hekimi yanıltır veya önemsememesine neden olur.

Ağız kokusu şikayeti olan bireyler bazen sebebi kendileri de görebilirler.

•  Aynayla baktığınızda dilinizin sırtında uzun, farklı renklerde kıllı bir görüntü yada spatüla ile kazıdığınızda plak denilen materyal toplanması varsa,

•  Ağrı yapan/yapmayan, içerisine yiyecek artıklarının biriktiği, çürük diş, kırık bir dolgu varsa, dolgularınız kararmışsa,

•  Dişetleriniz kırmızı, fırçalarken kanıyorsa,

•  Diş kenarlarında beyaz, sarı, siyah renklerde diş taşları görülüyorsa,

•  Eskiden yapılmış, alttan diş yüzeylerinin görüldüğü, uyumu bozulmuş, rengi değişmiş kron ve köprüleriniz varsa,

•  Hareketli proteziniz varsa ve temizliğini iyi yapamıyorsanız bu sebeplerden biri yada birkaçını gözlemlediyseniz ağız kokusu henüz olmasa bile bir dişhekimine müracaat etmeniz gerekmektedir.

Tedavi sonrası hekim önerilerine uyulmalı ve düzenli dişhekimi kontrollerine devam edilmelidir.

Her yemekten sonra dişler fırçalanarak ve diş ipi kullanılarak yiyecek retansiyonu önlenmeli, dişler ile birlikte dil de daha yumuşak bir fırça ile fırçalanmalıdır.

Uygun olmayan protezler yenilendikten sonra, sabit protezler için protez altı fırçaları kullanılmalı, hareketli protezler geceleri ağızdan çıkartılmalı, su yada özel bir solüsyon içerisinde saklanmalıdır,

Bol sıvı alınmalıdır,

Sigara içme alışkanlığı bırakılmalıdır.

Ağız kokusunun etkeni tespit edildikten sonra çoğu zaman tedavisi mümkündür. Kronik vakaların bir gurubunda dişhekimi, KBB hekimi, gastroenterolog gibi birkaç branşta hekim birlikte tedaviyi yönlendirebilir. Bazı hastalarda ağız kokusu sorun iken, bir gurup hasta vardır ki bunlarda da ağız kokusu fobisi sorun olmaktadır. Bu durum halitofobi olarak adlandırılır. Hastalar ağız kokusu olmadığı halde ağızlarının koktuğunu düşünürler. Halitofobi ciddi ve riskli psikolojik bir tablodur. Hastalar sebep yokken kendilerini toplumdan dışlarlar. Sürekli diş fırçalar, sakız çiğner, sprey, gargara kullanırlar. Konuşurken ağızları kapalı, mesafeli, yandan konuşurlar, ellerini ağızlarına kapatırlar. Ciddi bir sağlık problemidir, zamanla depresyona sebep olabilir. Halitofobisi olan hastalarda tadavi psikiyatrist desteği ile sağlanabilmektedir. Sonuç olarak sağlıklı yaşamak için her zaman temizlik temel prensipken, ağız sağlığı için de ağız hijyenine dikkat edilmesi temel prensip olmalıdır. Toplumumuzun önemli bir sorunu olan hasta olunca hekime gitme alışkanlığı yerine düzenli olarak hekim kontrolüne gitme bilincine ulaşmak sağlıklı bir nesil için gereklidir. Böylece bir çok hastalık ilerlemeden tespit edilerek daha başarılı, maliyeti daha düşük tedavinin gerçekleşmesi sağlanacaktır.

DAĞ TIRMANIŞI ETKİNLİK RAPORU

Oktay SALUR

Spor Bilimleri ve Teknolojisi Yüksekokulu Öğrencisi, Hacettepe Spor Kulübü Sporcusu

İRAN - DEMAVENT ve SABALAN DAĞLARI

FAALİYET RAPORU

1- Etkinliğin

Adı : İlk 5000

Bölgesi : İran ( Ardabil – Tahran )

Tarih : 30.10.2005 – 11.11.2005

Hedef : Sabalan Zirve

Demavent Zirve

Ekip : Oktay SALUR

Oktay DUMANKAYA

2- Etkinliği Düzenleyen Temsilcilik, Kulüp, Dernek, Kol, Grup Adı ve Kısa Bilgi :

Ankara Hacettepe Üniversitesi Spor Kulübü - Konya Kartal Dağcılık ve İzcilik Kulübü

3- Etkinlikte Kullanılan;

Kamp malzemeleri : 4 Mevsim Çadır, Ocak.

Kişisel malzemeler : Gorotex Mont ve Pantolon, Polar, Plastik Bot, Gözlük, Baton,

Tozluk, Eldiven

Teknik malzemeler : Kask, Kazma, Krampon

4- Tırmanılan Rota

Yer : İran – Ardabil / İran - Tahran

Rakım : 4881 / 5671

Hedeflenen Zaman : 2 gün / 2 gün

5- Hava Durumu

Rüzgar : 4.300'den Sonra Şiddetli Rüzgar / Orta Şidette Rüzgar

Sıcaklık : +8 / -14 arası / +3 / -24 arası

Bulut : Açık bir hava vardı / Genelde sisli ve bulutluydu

Günlük Etkinlik Dökümü

SABALAN DAĞI

30 Ekim 2005

30 Ekim Pazar sabahı İstanbul Atatürk Havalimanı'ndan 11.40 Kars Uçağıyla Kars'a hareket ettik. Saat 14:00 de Kars'a ulaştığımızda hava açık ve sıcaklık yaklaşık 14-15 dereceydi. Kars havaalanından direkt olarak Ağrı Doğubayazıt'a servis var. 14:45'de servisle hareket ettik ve yaklaşık 2 saatlik bir yolculuktan sonra 16.30 ‘ da Doğubayazıt'a vardık.. Doğubayazıt'tan Gürbulağa çalışan servisler saat 16:00'ya kadar çalışıyor. Biz anayola kadar yürüyüp otostop çektik, sınır yolu trafiği kalabalık olduğu için mutlaka bir araba duruyor.

Saat 17:30 ‘ da gümrükteyiz. Çantalarımızla sınır kapısından içeri yürüyerek giriyoruz, 10 dakikalık bir yürüyüşün ardından Türk tarafında işlemlerimizin yapılacağı gişeye geliyoruz. İşlemlerimiz hemen yapılıyor ve İran tarafındaki gişeye gidiyoruz orda da hiç beklemeden geçiyoruz. Çantalarımızı muayene memuruna gösteriyoruz, dağcı olduğumuzu söyleyince çantalarımız hiç açılmadan geçiveriyoruz kapıdan ve artık İran'dayız. Tüm bu işlemler yaklaşık yarım saat sürdü. Kapıdan geçince İran saatini öğrenip saatlerimizi 1 saat ileri alıyoruz.

Kapıda adının sonradan İsmail olduğunu öğrendiğimiz birisi yaklaşıyor yanımıza. Bizi istediğimiz yere götürebileceğini Dolarımızı veya Türk Lirasını Tümene çevirebileceğini söylüyor. Daha önce edindiğimiz bilgiler doğrultusunda 100 doları = 85000 Tümene bozduruyoruz. Kapıdan aşağıdaki kapıya 500 tümen karşılığı bir servis bırakıyor. Aşağıda İsmail Abi ile anlaşıyoruz ve bizi 3000 tümen karşılığı Maku ( Bazargan sınır kasabasından sonraki küçük kasaba )'ya götürüyor. Yaklaşık 30 dakikalık bir yolculuktan sonra Maku'da Lale Otel ( Hotel Laleh ) önünde iniyoruz. Geceliği kişi başı 3000 Tümen'e anlaşıyoruz. ( Otelde duş var ) Çantalarımızı odamıza bıraktıktan sonra Maku'da küçük bir tur atıyoruz.

Maku; çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu, iki yanı kayalıklarla çevrili derin bir vadi içerisine kurulmuş küçük bir şehir. İçerisinde küçük bir terminal var ve internet cafe bulmanız mümkün. Yemek yemek için bir kebapçıya giriyoruz. Zaten İran'da sulu yemek yapan hiçbir lokanta görmedik, tüm lokantalarda bizim de bildiğimiz 2 tür kebap var. Birisi Adana kebap birisi Kuşbaşı kebap. 3'er tane kuşbaşı kebap ve 2'şer tane kola( Nuşabe ) ‘ya 8800 tümen veriyoruz. Daha sonra bir internet kafeye girip 1 saat kadar da orda vakit geçiriyoruz. ( İnternetin saati 700 Tümen )

31 Ekim 2005

Sabah 5.30'da kalkıyoruz, taksiyle 300 Tümen karşılığı terminale gidiyoruz.

Sabalan'a gidebilmek için iki yol var.

1.si Taksiyle gitmek.

Dağa en yakın köye direkt olarak ulaşmak.( 50.000 Tümen ) Yaklaşık 5.30 – 6 saat sürüyor. Ordan da jiple Dağ Evine ulaşmak.( 13.000 Tümen ) Yaklaşık 1 – 1.30 saat sürüyor

1-4 kişi için. Toplam 63.000 Tümen tutuyor ve yolculuk 7 – 8 saat sürüyor

2.si Otobüsle gitmek.

Maku'dan Tebriz'e ( 1200 Tümen ) Yaklaşık 4 saat sürüyor.

Tebriz'den Ardabil'e ( 1150 Tümen ) Yaklaşık 5 saat sürüyor.

Ardabil'den köye taksi tutmak ( 3000 Tümen ) 30 dakika sürüyor

Köyden de dağ evine jiple ulaşmak ( 13.000 tümen ) Yaklaşık 1 – 1.30 saat sürüyor

2 kişi toplam 23.700 Tümen. Yolda yapılan harcamalarla 30.000 Tümeni buluyor ve yaklaşık 11 – 12 saat sürüyor.

Biz sadece 2 kişi olduğumuz için 2. seçeneği seçiyoruz, eğer 4 kişi olsaydık masraflar 4'e bölüneceği için 1. seçeneği seçerdik.

Terminalden Tebriz'e direkt olarak otobüs var. İlk araba sabah 07.00 ‘de. Biz karanlığa kalmamak için sabah 06.00'da KHOY( Tebriz'e giderken yol üstündeki bir şehir ) otobüsüne biniyoruz. 08.15 te KHOY yol ayrımında inip, 15 dakika kadar bekledikten sonra, 08.30'da Khoy'dan Tebriz'e giden otobüse biniyoruz. Saat 10.20 ‘de Tebriz'e vardık. İran'da şehirlerarası ulaşımda kullanılan otobüslerin neredeyse tamamı 0302 tarzında eski Volvo otobüsler ama rahatlar.

Tebriz Otogarından Bir Görüntü

Otobüsler yolda pek mola vermiyor o yüzden yiyeceğinizi ve suyunuzu yanınıza almayı unutmayın ve mutlaka hangi araca binerseniz binin pazarlığı çantalar dahil olarak yapın. Çünkü sonradan çantalar için ayrı bir ücret isteyebiliyorlar. Tebriz terminalde otobüs için yiyecek ve suyumuzu aldıktan sonra 10.30 ‘da Ardabil'e hareket ediyoruz. 15.30'da Ardabil'e varıyoruz ve bir lokantaya giriyoruz hemen. Ramazan ayında olduğumuz için lokantanın camları gazete kaplı ve içerisi gözükmüyor o yüzden biraz zor bulduk. 2'şer tane kuşbaşı kebap ve Nuşabelere ( kola ) 5500 Tümen veriyoruz.

Ardabil'den çörek ve ocaklarımız içim benzin alıyoruz. İran'da bakkallarda ekmek satılmıyor ve ekmeğe çörek diyorlar, bildiğimiz yufka ekmeği ve pide şeklinde 2 tür çörek var. Çöreği ya lokantalardan ya da her yerde bulunan fırınlardan alabiliyorsunuz. Tanesi 100 Tümen. Benzinin litresi ise 80 Tümen. Ardabil'de kişi başı 3000 Tümen'e bir taksiyle anlaşıp Köye kadar gidiyoruz. Yaklaşık yarım saatlik bir yolculuktan sonra 16.20'de köydeyiz. Köyde bekleyen jipler var, İran'ın neresinde olursanız olun yabancı olduğunuzu hemen anlıyorlar ve yanınıza yanaşıp para bozdurmak isteyip istemediğinizi yada istediğiniz yere sizi götürebileceklerini söylüyorlar. Nitekim orda da öyle oldu. Yalnız Dağ Evi ( İran'da Dağ Evlerinin tamamının ortak adı Panah –Gaah; barınacak yer anlamına geliyor ) yolu kar yağışından dolayı kapalı olduğu için, şoför bizi jipin gidebildiği yere kadar götürebileceğini söylüyor. 13.000 Tümene anlaşıyoruz. Yaklaşık 40 dakikalık bir yolculuktan sonra daha ileri gidemiyor ve17:15'te Shabil'in biraz daha ilerisinde yol kapalı olduğu için inmek zorunda kalıyoruz.

Hava kapalı olduğu için Panah – Gaah gözükmüyor. Şoförden yol tarifini aldıktan sonra çantalarımızla yaklaşık 2 saat kadar yürüyoruz. Ama Panah – Gaah'ı bulamıyoruz, artık hava da karardığı için kendimize bir kamp yeri ayarlayıp çadırımızı kuruyoruz.

Hava çok soğuk ve rüzgarlı, çadırımızın etrafını kar setleriyle destekliyoruz, hazırda olan yiyeceklerimizi çıkarıp, gece ve sabah için kar eritiyoruz. Sabah için çantalarımızı hazırladıktan sonra plan yapıp yatıyoruz.

1 Kasım 2005

Sabah 05:30'da kalkıyoruz, 06:00'da Panah-Gaah'hareket ediyoruz. Yaklaşık 1.30 saatlik bir yürüyüşün ardından 07:20'de Panah Gaah'a ( Eastern Shelter = Doğu Barınağı 3498 mt. ) varıyoruz.

Sabah 6:30 güneşin doğuşuyla beraber ileride Panah - Gaah gözüküyor.

Bizden başka kimsecikler yok, odalardan birine geçip kahvaltımızı burada yapıyoruz, malzemelerimizin bir kısmını da dönüşte almak üzere buraya bırakıyoruz. Ve 08:30' da zirve yürüyüşüne başlıyoruz. 3 saat kadar tırmandıktan sonra arkamızdan İran'lı bir ekibin geldiğini görüyoruz, Saat 12:00de bize yetişiyorlar. Yanlarımıza geldikleri zaman onların Ardabil'den gelen 3 genç olduğunu görüyoruz Türkçe biliyorlar ve bundan sonra beraber tırmanmaya başlıyoruz.

Cami görünümlü barınak ( Panah Gaah )

İçindeki ve arkasındaki odalarda aynı anda yaklaşık 150 kişi kalabiliyor.

Hava 4200 mt'den sonra çok soğuk ve rüzgarlı. Nefes almak da güçleştiği için mola sayıları ve süreleri artıyor. Onlara yiyecek bir şeyler ikram ediyoruz, deneyimsiz oldukları için tedbirsiz gelmişler. Kondüsyonları bizlere göre çok daha iyi ama malzemeleri tırmanış için pek uygun değil. Üzerlerinde kot pantolon veya eşofman altı, ellerinde ince bir eldiven, ayaklarında üzerlerine naylon torba geçirilmiş yün çoraplar ve deri botlar var. Yanlarına su ve yiyecek de almamışlar, su ve yiyeceklerimizi paylaşıyoruz ve hızlanmaya başlıyoruz. Saat 14:00'de zirvedeyiz. Zirvede 5 tene kule var, en yüksek kulenin üzerinde ise oranın zirvedeki en yüksek nokta olduğunu belirten bir direk dikmişler. Göl donmuş durumda, birkaç fotoğraf çekip hemen direğin olduğu kuleye yöneliyoruz. İranlılardan ikisi aşağıda kalıyor ve biri ise bizimle geliyor.

Buz kazmalarımızla yaklaşık 4 derece olan 8-10 mt'lik kuleye tırmanıyoruz. ( 4811 mt.) Göz gözü görmüyor, rüzgar çok şiddetli ve hava çok soğuk. Zaman geçmeden birkaç fotoğraf çekip inişe geçiyoruz 5 dk. ancak durabildik orada.

Fotoğraf çekmek için eldivenimi çıkarttığımda neredeyse parmaklarımı hissetmeyecek hale gelmiştim.

Göle indiğimizde diğer İranlının ellerinin morardığını gördük, bize ellerinin uyuştuğunu söyledi. Hızlıca bir şekilde gölden inip rüzgarın daha az olduğu bir yerde mola verdik, son sıcak suyumuzu da orada içtik. İndikçe rüzgar azaldı, hava yumuşadı, nefes alıp vermek daha da kolaylaştı, neredeyse hiç dinlenmeden hızlı bir şekilde saat 16.30'da Panah - Gaah'a ulaştık. İranlılarla vedalaştıktan sonra malzemelerimizin kalanını da toplayıp, çadırı kurduğumuz yere hareket ettik, hava kararmıştı ve kafa lambalarımızla yürüyorduk. Kerteriz aldığımız tepeyi 1.30 saatlik bir yürüyüşün ardından buluyoruz ve kısa bir aramadan sonra da çadırımızı. Yürüyüş hava şartlarından dolayı beklediğimizden çok daha zor geçmişti. Çok yorulmuş ve susuz kalmıştık. Hemen kar erittik ve yiyecek bir şeyler hazırladık. Sabah için çantalarımızı hazırladık ve yattık.

2 Kasım 2005

Sabah 09:30'da kalktık, kahvaltıdan sonra çadırımızı toplayıp 10:30'da Ghotur Sue'ye doğru inişe geçtik. Hava açık bulutların üzerindeyiz. Yaklaşık 3 saatlik bir yürüyüşün ardından asfalt yola indik. Çantalarımızı buraya bıraktık, birimiz çantaların başında beklerken birimiz de kalan yarım saatlik yolu yürüyüp Ghotur Sue'den jip getirdi. Ghotur Sue'den Meshkin Shahr'e 8000 tümene anlaştık ve saat 14:00 yola çıktık. Yolda arabanın benzini bitti, bizde şoföre benzin ocaklarımızın olduğunu isterse verebileceğimizi söyledik, tamam dedi. Çantaları açtık yakıt depolarımızı çıkardık ama benzini koyacak bir hunimiz yoktu, ama ona da çözümü şoför buldu.

Saat 15:30 da Mashkin Shahr'e vardık. Otogardan Tahran 20:30 arabasına bilet aldık. Tahran' giden 2 türlü otobüs var. Birisi 0302 model otobüsler ve 16.30'a kadar servis yapıyorlar diğeri ise daha yeni olan Volvo otobüsler ve ilk araba akşam 20.30'da.

Gece12'ye kadar saat başı otobüs var. 0302 otobüslerle giderseniz 12 saatlik yolculuk için otobüs bileti kişi başı 3350 Tümen, Volvo ‘ları tercih ederseniz kişi başı 5000 Tümen ve yaklaşık aynı sürede gidiyorlar.( 12 saat ) Çantalarımızı otogardaki depoya bırakıp otobüsün kalkacağı saate kadar Meshkin'i gezme fırsatımız oldu. Meshkin içinde bir üniversite( Danışgah)'si olan, küçük bir şehir. Bir ucundan bir ucuna yarım saatte gidebiliyorsunuz. Ramazan ayında olduğumuz için bütün lokantalar kapalı, sonunda bir bakkala giriyoruz . Türkçe biliyor, derdimizi anlattıktan sonra bakkalın arkasında bakkaldan aldıklarımızı yememiz için bize bir yer gösteriyor. Domates, salatalık, peynir ve Nuşabe ( kola ) dan oluşan menüye 2000 tümen veriyoruz. Telefon edecek bir yerler arıyoruz. Telefon etmek için yapılmış küçük dükkanlar var. İçlerinde yaklaşık 3-4 tane telefonu ve minik telefon kulübeleri var. Uluslar arası görüşme yapabileceğiniz telefonlar genelde kontör ücretini ödediğiniz masa üzerinde oluyorlar. Biz iki kişi toplam 2-3 dakikalık bir görüşme için 1500 Tümen ödedik.

İran'a ilk girdiğimiz günden beri fiyatlar konusunda kazık yememek için elimizdeki faaliyet raporlarından yararlanıyor ve konuştuğumuz Türklere her şeyin fiyatını soruyorduk. Doğrusu ilk 2 gün biz de yaptığımız harcamalar da biraz fazlaca ödemeler yapmışız. İnsanlarla Türkçe konuşuyorsunuz, son derece güler yüzlü ve sıcak davranıyorlar ama bu sizden yediğiniz yemeğin yada bindiğiniz taksinin 4-5 katı fazla para almalarını engellemiyor. O yüzden para konusunda gerçekten tanımıyorsanız hiçbir İranlıya güvenmeyin. Meshkin'de tanıştığımız bir Azeri Türkü bize bu konuda çok yardımcı oldu ve temel gıda maddelerinin bir listesini çıkardık. O günden sonra harcamalarımızı bu fiyat listesi üzerinden yapmaya başladık. Raporun sonuna İran'da yapacağınız harcamalara yönelik fiyat listesi ekledim.

O güne kadar tanesini 1500 - 2000 Tümene yediğimiz kebapların aslında tüm İran'da 250-300 Tümen olduğunu öğrendik. En pahalı kebap Tahran da o da 400 – 450 Tümen. Yani kişi başı 1000 Tümene karnınızı kebapla doldurabilirsiniz. Benzinin de litresinin 80 Tümen olduğunu hesaba katarak yaptığınız yolculuklarda sizden fazla para istenip istenmediğini anlayabilirsiniz.

3 Kasım 2005

DEMAVENT DAĞI

Sabah 07:30'da Tahran otogarında bizi daha önce Alpinist'in duvarında tanıştığımız Mehdi karşılıyor. Tahran Otogardan merkeze taksiyle 3.000 Tümene gidiyoruz. Merkezde Hotel Razi'ye götürüyor Mehdi bizi. Otelde 2 kişilik oda kalmadığı için 20.000 Tümen karşılığı 3 kişilik bir odaya yerleşiyoruz biz de. Odalarda televizyon, duş ve telefon var, temiz ve lüks bir yer. Otel merkezde olduğu için diğer otellerden daha pahalı. Bize kişi başı 10.000 tümene geldi. Eğer şehrin çıkışına doğru bir otele yerleşseydik geceliği 10.000 - 15.000 tümene pansiyonlar varmış, bide 2 kişi değil de 4 – 5 kişi olursanız, kişi başı 3.000 - 4.000 Tümene kalabiliyorsunuz İran'ın en pahalı, en gelişmiş ve en çok Türkün yaşadığı kenti Tahran. Çantalarımızı bırakıp şehri turlamaya başlıyoruz hemen. İlk dikkatimizi çeken arabaları ve tabi ki trafik.

İran da arabaların neredeyse tamamı İran üretimi, tek değişik marka var o da Peugeot. Ürettikleri arabaların tamamının motoru da Peugeot motoru. Arabalar çarpık çurpuk ve çok eskiler yani Türkiye'de trafiğe çıkmalarına izin verilmez. Bakkallara girdiğinizde yine her şey İran malı, şaşırıyoruz. Nedenini sorduğumuzda ise cevabı şöyle alıyoruz Mehdi'den. ‘ İran – Irak Savaşı'nın sürdüğü 8 yıl boyunca İran'a inanılmaz bir ambargo uygulanmış, bu da İran'ı arabaları dahil, tüm ihtiyaç maddelerini kendilerinin üretmesine zorlamış.

Her şeyleri var hiçbir şeyleri eksik değil, ithal mallar da pahalı olduğu için halk yerli malına dönmüş durumda. Bu nedenle İran'da hayat bu kadar ucuzmuş.

Neyse yiyecek bir şeyler arıyoruz etrafta, Tahran'da da tüm lokantalar kapalı( Ramazan'dan dolayı ) Belki açık bir yerler buluruz umuduyla saatlerce dolaşıyoruz, bakkaldan da bir şey almak istemiyoruz. Nereye gitsek ya kapalı ya da iftara kadar yiyecek veremeyeceğini söylüyorlar. İftara 2 saat kala girdiğimiz bir lokantadan yalvar yakar ‘otelde yiyeceğiz' sözüyle sandviç ve börek alıyoruz. Aç bilaç otele koşturuyoruz, doyuruyoruz karnımızı bir güzel. Ertesi sabah Demavent'e gideceğiz, ocaklarımızı temizliyor, çantalarımızı hazırlıyoruz sabah için.

4Kasım 2005

Sabah 07:30'da kalktık, 08:20'de Pars Otogarı'na gitmek üzere otelden ayrıldık. Taksiyle yaklaşık yarım saatlik bir yolculuktan sonra( 2.000 tümen ), 08:50'de Azadi Otogarına vardık. Otogardan saat başı, Demavent'e en yakın kasabalardan biri olan Reyni'ye araba var. Saat 09:00 da kişi başı 1.500 tümen ödeyerek otobüsle Reyni'ye hareket ediyoruz. Yaklaşık 2 saat sonra otobüs mola veriyor. Birer bardak çay içiyoruz. İran'da çay istediğiniz zaman masaya küçük bir çaydanlık geliyor, herkes çayını ordan alıyor ( 500 Tümen ) ve çayları bizim tabirimizle kıtlama içiyorlar. Bu nedenle toz şeker ve çay kaşığı istemezseniz getirmiyorlar. 11:30'da Reyni'ye varıyoruz. Daha önceden Mehdi'den aldığımız bilgiler doğrultusunda, yolun karşısına geçip taksiye kişi başı 500 tümen ödeyerek Reyni merkeze çıkıyoruz. Hemen yanımıza birisi yanaşıyor, bizi taksiyle 20.000 Tümen karşılığı 3200 mt.'deki barınağa götürebileceğini söylüyor. Ücreti fazla buluyor ve başka birisini buluyoruz, onunla 13.000 Tümen karşılığı anlaşıp saat 12:00'de jiple barınağa hareket ediyoruz. Yol üzerinden çörek ( ekmek ) alıyoruz, yoldan çıkıp 10-15 dk kadar ilerledikten sonra su alabileceğimiz bir kaynağa geliyoruz.

Yaklaşık 1 saat sonra 3.100 mt.'deki cami görünümlü( Gusvensere ) barınaktayız. Altın sarısı bir kubbesi var ve hava açıksa gündüz dağın neredeyse her yerinden görülebiliyor. Buradan suyunuzu temin edebilirsiniz, boşalan benzin ocaklarımızı da jipin deposundan doldurduktan sonra yol için biraz su alıp saat 13:10'da 4.100 mt'deki Panah Gaah ( Bargah Sevom )'a hareket ediyoruz.

Hava güneşli ve açık olmasına rağmen 4.100'deki barınak aşağıdan gözükmüyor. Elinizdeki haritalar ve yol boyunca karşınıza çıkan Farsça yazılı tabelaları takip ederek barınağa ulaşabilirsiniz. Yol boyunca 4-5 tane tabela var birini gördüğünüz zaman sonrakini de görebilecek şekilde açık aralı olarak( 1-2 km. ) yerleştirilmişler. Biz çıkarken, inişe geçen 7 kişilik İranlı bir ekiple karşılaştık, bize yukarıda 1 kişinin kaldığını, zirve yaptıklarını ve havanın güzel olduğunu söylediler. Barınağa yaklaşık 1 km. kala kar kulvarına giriyoruz, kar ilerledikçe daha da artıyor ve 16:30'da barınaktayız.

Akut Dağ Hastalığına yakalan İranlı ile beraber ( 1 saat sonra çok kötü olmuştu )

Barınakta söyledikleri 1 kişinin yanında bizden 15-20 dk. önce ulaşan 1 kişi daha vardı. Birisi Rıza amca 55-60 yaşlarında, diğeri ise adının sonradan Hamit olduğunu öğrendiğimiz 26 yaşında bir Farslıydı. Neyse Hamit uyuyordu ya da biz öyle zannettik. Ocaklarımızı çıkarıp yemek yapmaya sıvandık hemen. Pompalamamızla her yerinden benzin atması bir oldu ocağın. Neyse ki 2 ocağımız vardı. Onu çıkardık bu sefer, irtifadandır dedik belki, pür dikkat kurduk ocağı, hiç pompalamadan çevirdim benzin ayar kolunu ki çevirmemle o da her yerinden benzin akıtmaya başladı. Oysa ki 1 gün önceden temizlemiştik ocaklarımızı. Şaşkın şaşkın birbirimize bakıyorduk Oktay'la. Suyumuz ve ocağımız yoktu ve 4.100 barınağındaydık. Bir kez daha anladık ne kadar hazırlık yaparsanız yapın dağda hesapta olmayan şeyler hesabınıza giriveriyor bir anda. ( Dağdan indiğimizde anladık ki, Benzin ocaklarımızın bozulmasına İçine koyduğumuz İran Benzini neden olmuş. Benzin Pompanın alt kısmındaki lastiği eritmiş ve pompanın her yerinden benzin kaçırmasına neden olmuştu . )

4100 mt. Barınağından güneşin batışı ve aşağıda göl gözüküyor

Rıza amca yanımıza yaklaşıp kar eritmek ve yemek için ocağını kullanabileceğimizi söyledi. Hemen gece ve ertesi gün zirve için kar erittik ve yiyecek bir şeyler hazırladık. Rıza amcayla yarı Türkçe yarı İngilizce konuşmaya başladık, zaman geçtikçe sohbet koyulaştı ve duyduklarımıza inanamadık. Tam 21 gündür oradaymış. 2 hafta kadar zirvede kalmış ( 5671 ) , hava bozunca da barınağa inmiş ve 1 haftadır da burada kalıyormuş. Bize İtikaf'da olduğunu ve tam 40 gün burada kalacağını söyledi. Boydan boya Sarı bir tulum giymişti ve ak sakalları vardı. Allah mı gönderdi seni Rıza amca dedik ve bir kez daha teşekkür ettik.

Daha sonra Hamit'e yaklaştık uyumuyordu, yarı baygın bir hali vardı. Zorlukla konuşuyordu ve yattığı yerden kalkmıyordu. Anladık ki Akut Dağ Hastalığına yakalanmış. Kendisine sorduğumuzda aklimitize olmadığını, direkt 4100'e çıktığını söyledi. Bir şeyler yememişti, ona çorba ve su ikram ettik. Oktay'da bir aspirin verdi. Yaklaşık 1 saat sonra yattığı yerden doğruldu ve daha rahat konuşmaya başladı bizimle. Türkçe bilmediği için İngilizce konuşuyorduk. Bize teşekkür etti ve sabah erkenden aşağı ineceğini söyledi. Saat 20:30 da tulumlarımıza girdik, hava çok soğuktu ve rüzgarın sesinden epey bir uyuma sıkıntısı çektik.

5 Kasım 2005

Sabah 05:00'te kalktık ve 05:30'da Güney Rotasından zirve yürüyüşüne başladık. Kazma ve kramponlarımızı barınakta bırakmaya karar vermiştik, elimizde sadece batonlar vardı. Yaklaşık 1 saat sonra hava aydınlandı ama yoğun sis vardı, zirvenin ne tarafta olduğunu göremiyorduk. Vakit ilerledikçe kar yağışı da başladı.

Yükselmeye devam ettik ama eğim gittikçe artmaya başladı. Biz de en garanti yol olan Güney Batı sırtına doğru bir travers yaptık ve bir kar – buz kulvarından geçtik.

Geçtiğimiz Kar – Buz Kulvarı

Rüzgar sırtta çok sert esiyordu ve bir süre sonra balaklavalarımızın ağız kısmı dondu. Ağız kısmını çıkarttık ve yola öyle devam ettik. Yol boyunca kayaların arkasında küçük molalar vererek sıcak su içiyorduk.

Rüzgar şiddetini iyice arttırmıştı, zorunlu olarak önce güney daha sonra güneydoğu sırtına bir travers yaptık, yolumuzu epey uzatmıştık, 5 saat olmuştu ve zirveyi hiç görememiştik.

Yol boyunca molalar verdiğimiz ve sığındığımız oluklardan bir tanesinin görüntüsü

Artık 2 adımda bir durup nefes almaya başlamıştım, bir taraftan da kükürt kokusu arıyorduk etrafta. Neyse ki yaklaşık 2 saat daha yürüdükten sonra ciğerlerimin son noktasına kadar kükürt kokusu çektim içime. Bir an, ölüyorum zannettim. O zamana kadar yorulduğumu zannetmiştim ama yukarı doğru koşmaya başladım, Oktay da hemen arkamdan, rüzgarın arttığı bir sırada kurtarmıştı kendini oradan. Önümüzde kale gibi, bir odadan biraz daha büyük kayalarda tabelaların çakılı olduğu bir yere geldik. İlk önce bir anlam veremedik, sis biraz açılmıştı, o zaman anladık ki Zirvedeyiz. ( saat 12:40, 5671 mt )

Demavent Zirve ( 5731 mt. )

Zirvede Çay Molası

Birbirimize sarıldık ve tebrik ettik, rüzgardan eser yoktu zirve de. Yarım saat kadar orada kaldık. Bir şeyler içtik, birkaç kare fotoğraf ve görüntü çektik. Saat 13:00'de inişe geçtik, barınağı göremiyorduk. Eğimin nispeten az olduğu bol karlı rotadan (güneybatı) kerteriz aldığımız vadileri takip ederek aşağı inmeye başladık. Sabah saatlerinden beri yağan kar hiç durmamıştı, rüzgarın ne taraftan geldiği belli değildi, aşağıdan yukarıdan her yerden esiyordu. Estikçe toz kar doluyordu ciğerlerimize, yaklaşık 3 saat kadar böyle yürüdükten sonra Panah-Gaah'ı görüyoruz nihayet, atıyoruz kendimizi içeri.

Rıza Amca tebrik ediyor bizleri, Hamit ise gitmişti. Hızlı bir şekilde hazırlanıp 3.200 barınağına doğru yola çıkıyoruz. Rıza amca hazırladığı 2 küçük şişe suyunu bizlere veriyor ve vedalaşıyoruz.

Kar yağışı artarak devam ediyor, barınağı göremiyoruz. Hava karardı bizde kafa lambalarımızla devam ettik yola. 2.30 saat sonra barınağı ( Gusvensera ) buluyoruz, kimsecikler yok, suyumuz da kalmadı, ocaklar berbat durumda. Jip yoluna girip Reyni'ye doğru ilerlemeye başlıyoruz. Kar hala yağıyor, Jipin su için döndüğü yol ayrımına geldiğimizde çantalarımızı buraya bırakıyor ve termoslarımızı da alıp yürümeye başlıyoruz. Yaklaşık yarım saat sonra su kaynağını buluyoruz, termoslarımızı doldurup geri dönüyoruz hemen. Çantalarımızı alıp yola devam ediyoruz. Kar durdu, yağmur başladı. Yaklaşık 1.30 saat sonra asvalt yola çıkıyoruz. Kasabanın ışıklarını görüyoruz ve o tarafa doğru 1 saat kadar yürüdükten sonra Reyni'ye 30 dk. kala yol üzerinde gördüğümüz ilk aracı durduruyoruz.

Kum ocağında çalışan birisiymiş kendisi, derdimizi anlattık, bizi Tahran'a kadar götürmek için 25.000 Tümen istedi.15.000 tümen verdik razı olmadı. Sonunda kendisini 20.000 Tümen'e otelimize kadar bırakmasına razı ettik. (20:40)

22:15'te Tahran'da Hotel Razi'ye varıyoruz, plastiklerimiz bile hala ayağımızda duruyor. Otelde yer kalmadığı için 6 kişilik bir apart daireye 30.000 Tümen karşılığı yerleşiyoruz. Otelin hemen yanındaki lokantadan 2 sosisli sandviç, 2 hamburger ve 2 kutu pepsiye 4.400 Tümen ödedik.

6 Kasım 2005

Sabah tren biletlerimizi alıyoruz. İran – Tahran tren seferleri Haftada 1 gün ( Perşembe akşamları ) oluyor. İstanbul'dan Tahran'a ise Çarşamba'dan Çarşambaya tren var. Ankara – Tahran bilet fiyatı 50.000 Tümen, yemekli isterseniz 57.000 Tümen ve Van'a kadar günde 3 öğün yemek veriyorlar. Yemekleri oldukça iyi sayılır, biz yemekli aldık. Ayrıca trenler yataklı ve otobüse göre oldukça rahat. İran – İstanbul arası trenle 3 gün sürüyor. Eğer paranız ve aceleniz yoksa iyi bir tercih olduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca dolarınızı Tahrandaki döviz bürolarına bozdurmanız İran'ın diğer yerlerine göre daha avantajlı.

Neyse 6 Kasım Pazar gününe geliyor, Perşembeye kadar Tahran'ı da gezme fırsatımız oldu.

SEYAHAT MASRAFLARI

ARAÇ

ÜCRET

YTL

Dolar

Tümen

İstanbul – Van

Uçak

99 YTL

74

66.330

Van - Doğubayazıt

Minibüs

20 YTL

14.8

13.400

Doğubayazıt - Gürbulak

Dolmuş

4 YTL

3

2.680

Gürbulak - Bazargan

Minibüs

750 Krş

0.55

500

Bazargan - Maku

Taksi

4.5 YTL

3.33

3.000

Maku - Maku terminal

Taksi

450 Krş

0.33

300

Maku - Khoy yol Ayrımı

Otobüs

900 Krş

0.66

600

Khoy Yol Ayrımı - Tebriz

Otobüs

1 YTL

0.77

700

Tebriz - Ardabil

Otobüs

1.7 YTL

1.27

1.150

Ardabil - Sabalan Köy

Taksi

4.5 YTL

3.33

3.000

Köy – Panah-Gaah

Jip

19.5 YTL

14.44

13.000

Ghotur Sue-Mashkinshahr

Jip

12 YTL

8.88

8.000

Meşkin şehir içi taksi

Taksi

75 Krş

0.05

50

Meşkin – Tahran Azadi Otogar

Otobüs

7.5 YTL

5.55

5.000

Tahran – Tahran Merkez

Taksi

4.5 YTL

3.33

3.000

Tahran merkez – Pars Otogar

Taksi

3.3 YTL

2.44

2.200

Pars Otogar – Reyni

Otobüs

2.25 YTL

1.66

1.500

ReyniYolAyrımı–Reyni Merkez

Taksi

750 Krş

0.55

500

Reyni merkez – 3200 Barınak

Jip

19.5 YTL

14.44

13.000

Reyni - Tahran

Taksi

30 YTL

22.22

20.000

Tahran Şehir İçi Otobüsler

30 Krş

0.02

20

Tahran - Ankara

Tren

85.5

63.33

57.000

TOPLAM

460

YTL

340

Dolar

306.000

Tümen

İran'da Temel İhtiyaç Malzemeleri ve Yemek Ücretleri

Ücret

( Tümen )

Ekmek

200

Zeytin (kg)

1200

Peynir (kg)

1400

Süt (lt)

600

Yumurta (tane)

100

Yağ (kg)

800

Salça (kg)

800

Makarna (paket)

500

Tuz (kg)

500

Şeker (kg)

600

Domates (kg)

300

Salatalık (kg)

400

Elma (kg)

500

Mandalina (kg

500

Karpuz (kg)

200

Muz (kg)

750

Hurma (kg)

2000

Şam Fıstığı (kg)

8000

Dondurma (kg)

800

Ayran (kg)

500

Kola (şişe)

100

Soda (şişe)

600

Muzlu Süt (bardak)

300

Börek (tene)

600

Sosisli Sandviç (adet)

1000

Patates Cipsi

800

Pizza (orta boy)

2500

100 Dolar bozdurduğunuz zaman alacağınız para ( Şaşırmayın )

1 Dolar = 900 Tümen

1 YTL = 670 Tümen

1000 Tümen = 1.5 YTL ( 1.500.000 )

100 Dolar = Sınırda 85.000 Tümen = 850.000 Riyal = 135 YTL

Tahran'da 90.000 Tümen

Dolar Kuru = 1.350.000

10 günlük bir faaliyet için kişi başı tüm masraflar dahil ( 50 Dolar Yurt Dışı Çıkış Harcı Dahil ) 350 Dolar harcadık.

Bu İran'a ilk gidişimiz olduğu için masraflar bu kadar tuttu. Eğer 2 kişi değil de 4 ve ya 5 kişi gitseydik. Kişi başı 250 Dolar rahatlıkla yeterli olurdu.

Çıkılan Dağlar Hakkında Önemli NOT:

Arkadaşlar İran Dağcılık Federasyonu Eğitmenlerinden Mehdi PAHNAVARDI'dan öğrendiklerimize göre İran Dağcılık Federasyonu, İran'da çıkılan hiçbir dağ için çıkış parası almamaktadır. Demavent ve Sabalan Dağları için istenen 25 Dolar, adınıza düzenlenen ve dağa çıktığınızı gösteren Katılım Belgesi almak içindir . Eğer bu belgeyi istemiyorsanız parayı da ödemiyorsunuz.

Dağlar Hakkında Genel Bilgi

Zirve

Yükseklik

Boylam

Enlem

Tahran'a Uzaklığı

Bulunduğu Şehir

Uygun Zamanlar

Demavend

5671

36 E

52 N

Tahran'ın 69 Km. Kuzey Doğusunda

Tahran

4. ve 9. Aylar arası

Sabalan

4881

38 E

48 N

Tebriz'in 215 Km. Doğusunda

Doğu Azerbaycan

4. ve 9. Aylar arası

Alam Kuh

4650

36 E

51 N

Chalous'un 47 Km. Güney Doğusunda

Mazandaran

4. ve 8. Aylar arası

http://www.idt.ir sitesinden alınmıştır

İran'da her yerde gerekli olabilecek bazı sözcükler;

Ma kuhnaverdin : Biz dağcıyız

Cekadr pul : Kaç para

Heyligerun : Çok pahalı

Erzunternist : Daha ucuzu yok mu?

Selamın Aleyküm : Selamın aleyküm

Hodaahfez : Güle güle, hoşçakal

Beli : Evet

Machine ( Meşin ) : Tüm benzinli araçlar için kullanılıyor. ( Otobüs, taksi v.s. )

Çörek : Ekmek

Arkadaşlar daha önce gidilen faaliyetlerin raporlarının ayrıntılı olarak yazılmamış olması ve yeterli bilgi verilmeyişi nedeniyle raporumuzu bu kadar ayrıntılı tuttuk. Umarız bu rapor bizden sonra gideceklere bir kaynak oluşturur. Ayrıca çıkılan dağlar hakkında sormak istediklerinizi oktaysalur@yahoo.com adresinden bana ulaşarak sorabilirsiniz.

İran ve Tahran hakkında daha ayrıntılı bilgi, resim ve haritaları önümüzdeki günlerde aşağıdaki siteden alabilirsiniz…

 

www.geocities.com/alpin_turkey

TEŞEKKÜRLER

Faaliyet raporlarından yararlandığımız;

Ahmet KORKMAZ ve Ekibine,

Mustafa ARIZ ve Ekibine,

Hakan EŞME ve Ekibine.

Malzeme Alımındaki yardımı ve İran hakkında bilgisinden yararlandığımız;

DAGH DASH Doğa Sporlarına

Teknik malzeme konusundaki yardımlarından dolayı;

Hacettepe Üniversitesi Spor Bilimleri ve Teknolojisi Y.O. Öğretim Üyesi

S. Cem DİNÇ'e

-40'lık kaz tüyü uyku tulumunu çekinmeden ödünç veren HÜDDOSK Üyesi

Hakan AKBABA'ya

Kaz Tüyü montunu ödünç veren

Numan ERTURAL'a

Gitmeden 1 gün önce yaptığı maddi para yardımından dolayı ( 100 Dolar )

Teyzem Ayşe YALÇIN'a

Tırmanış sırasında her zaman yanımda olan ve beni bırakmayan sevgili partnerim

Oktay DUMANKAYA'ya

Ve bana gittiğim her faaliyette “Gitme” demeyen diyemeyen

Sevgili aileme

Binlerce kez teşekkür ederim…